Sosyal Bilgiler 7. Sınıf Sözlüğü

7. Sınıf 1. Ünite Kavramları

 

Akıllı İşaretler: İzleyicileri televizyon yayınlarının olumsuz etkilerinden korumak amacıyla Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından geliştirilen sembollerdir.

Ajans: Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş.

Anayasa: Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa.

Asparagas: Yalan veya gerçek dışı yapılan haber.

Basın: Kamuoyunu aydınlatmak amacı ile çıkan yayınların tümü.

Ben Dili: Bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında kendi tepkisini, duygu ve düşüncelerini açıklayan ifade şekli.

Beden Dili: Jest ve mimik, fiziksel duruş, yüz ifadeleri ve göz hareketleriyle alıcıya ilettiğimiz mesaj, sözel olmayan iletişim biçimi.

Çatışma:  Bir ya da birden çok kişinin herhangi bir konu üzerinde anlaşamadığı durum.

Diyalog: Karşılıklı konuşma.

Empati: Kendini duygu ve düşünce olarak başka bir insanın yerine koyma.

Empati Kurma: Dış dünyayı karşımızdaki insanın penceresinden, yani onun penceresinden görmeye çalışma.

Etkileşim: Nesnelerin ya da olayların karşılıklı birbirlerini etkilemeleri.

Etkili Dinleme: İletişimde bulunduğumuz kişiden mesajı tam ve doğru alma

Etkili İletişim: Vermek istediğiniz mesajı en kısa sürede ve en net şekilde karşı tarafa iletme.

Hoşgörü: Kişinin farklı dini inançlara, ahlaki değerlere veya dünya görüşlerine sahip başka insanlara müdahale etmekten kaçınması.

İletişim: Kişilerin duygu, düşünce ya da fikirlerini çeşitli yollarla başkasına aktarması.

Jest: Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareket.

Kitle İletişim Aracı: Bir toplumda, kişilerin haber almasını sağlayan televizyon, radyo, gazete, dergi, internet gibi araçlar bütünü.

Medya: Yazılı ve görsel basın ve yayın organlarının genel adı.

Medya Okuryazarlığı: Bilinçli medya takipçisi ve kullanıcısı olma.

Mimik: Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.

Muhabir: Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse.

Radyo Televizyon Üst Kurulu(RTÜK): Ülkemizde yayın yapan kuruluşların belli ilkeler doğrultusunda yayın yapmalarını sağlamak amacıyla radyo ve televizyonların yayınlarını düzenlemek ve denetlemekle görevli kurul.

Olağanüstü Hal: Doğal afet, salgın hastalık, ekonomik bunalım, kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda düzeni sağlamak için yönetim makamlarının yetkisinin genişletilmesi.

Olumlu İletişim: İnsanların iletişimde saygı, sevgi, hoşgörü içerisinde, kibar bir şekilde konuşup duygu ve düşüncelerini tam bir şekilde anlatması durumu.

Olumsuz İletişim: Bir kişi veya birden fazla kişi ile konuşurken iletişimde zorluklar olması kişilerin birbirini anlayamaması.

Sansür: Gazete, dergi gibi basın organlarındaki yazı, resim, karikatür gibi unsurların önceden devlet makamları tarafından incelenerek basım ve yayının yasaklanması.

Sen Dili: Bireyin mesajını aktarırken karşı tarafı suçladığı ve sonucu karşı tarafa yüklemeye çalıştığı ifade biçimi.

Seferberlik: Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlıkların ve önlemlerin tümü.

Sıkıyönetim: Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim.

Sosyal Medya: Genel ağ üzerinden insanlar arasında erişim, dönüşüm, etkileşim ve bağlantı kurma.

Sözlü İletişim: Konuşmaya dayalı iletişim.

Sözsüz İletişim: Jest, mimik ve çeşitli hareketlerle sağlanan konuşmadan sağlanan iletişim.

Tekzip: Asılsız veya yanlış yapılan bir haberin düzeltilmesi.

Telgraf: Özellikle eski dönemlerde haberleşme amacı ile iletilen yazılı haber.

Uzlaşma: Çatışma durumunun sona ermesi.  Anlaşma.

Yazılı İletişim: Yazı yoluyla sağlanan iletişim.

 

7. Sınıf 2. Ünite Kavramları

 

Aforoz: Hıristiyanlıkta, dine ve dinsel kurumlarla otoritelere karşı ağır suç işleyenlere kilise tarafından verilen dinden çıkarma cezası.

Ahilik: Selçuklular ile Osmanlılar döneminde Anadolu’da sosyal dayanışmayı amaçlayan esnaf, zanaat gibi çalışma kollarını içine alan sosyal örgütlenme.

Akçe: Osmanlı Devleti’nde 1820 yılına dek kullanılan ve para birimi olarak kabul edilen gümüş sikke.

Astronomi: Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirlerine olan uzaklıkların ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını anlatan bilim, gök bilimi.

Ayan: Osmanlı Devletinde bir bölgenin ileri gelenleri, eşraf, toprak ağası.

Aydınlanma Çağı: 18. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan ve her konuda akla öncelik tanıyan düşünce sistemi.

Azap: Bekar Türk gençlerinden meydana getirilen yaya asker.

Azınlık: Bir toplumda sayıca az olan etnik kökeni ya da kültürel özellikleri farklı olan kimseler.

Barut: Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.

Barok: 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da görülen sanat akımı.

Bimarhane: Akıl hastalarının tedavi edildiği hastaneler.

Burjuva: Şehirlerde yaşayan orta sınıf olan kimse.

Caiz: Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen.

Cebeciler:  Osmanlılarda silah bakım ve onarım işlerinden sorumlu askeri birlik.

Ceride-i Havadis: Osmanlı Devleti’nde yayınlanan ilk özel gazete.

Cihat: Müslümanların din uğruna yaptıkları mücadele.

Cirit: At koşturup birbirine değnek atarak takım hâlinde oynanan oyun.

Coğrafi Keşifler: 15. yüzyılda pusula ve açık denizlerde uzun yolculuklara dayanabilecek gemilerin yapılmasıyla Avrupalıların (Portekizler ve İspanyollar) yeni yerler ve kıtalar keşfetmeleri.

Defterdar: Osmanlı Devleti’nde gelir ve giderlerini düzenleyen ve bütçeyi hazırlayan yetkili kişi.

Derebeylik: Orta Çağ’da, toprak mülkiyetine sahip olan ve himayesindeki toprağa bağlı köylülerin üretiminden büyük payı alan toprak sahiplerinin egemenliğine dayanan toplumsal düzen.

Devşirme: Devlet hizmetlerinde ve Kapıkulu ocaklarında kullanılmak üzere Hristiyan çocukların, Türk-İslam geleneklerine göre yetiştirildiği sistem.

Divan-ı Hümayun: Osmanlılarda devletin önemli işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kurul.

Dogmatizim: Bir takım düşünceleri her zaman geçerli ve değişmez doğrular olarak kabul etme.

Donanma: Osmanlı’da deniz kuvvetlerine verilen isim.

Düyun-u Umumiye İdaresi: Osmanlının aldığı dış borçları ödeyememesi üzerine alacaklı devletlerin alacaklarını tahsil etmek için kurduğu ve Osmanlı Devleti’nin gelirlerine el koyan kurum.

Endüljans: Orta Çağ Avrupası’nda bir tür günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitmek için Papa’nın sattığı af belgesi

Engizisyon: Orta Çağ’da Katoliklerde katı din inanışlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.

Enterdi: Katoliklerde bir ülkeyi kralı ile birlikte dinden atmak.

Evlad-ı Fatihan: Rumeli’nin fethi sırasında büyük yararlıkları görülen Türk halkı.

Ferman: Osmanlı Devleti’nde padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk.

Fetret: Padişahsız geçen süre.

Gayrimüslim: Müslüman olmayan.

Gaza: İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal
savaş.

Gotik: Avrupa’da 12. yüzyıldan sonra gelişen temelinde sivrilik biçimi yatan bir mimarlık hareketi.

Grejuva: Rum ateşi. Bizans’ın kullandığı suda bile yanan ateş.

Halife: Hz Muhammet’ten sonra onun yerine devlet başkanı olan ve Müslümanların liderliğini yapan kişiye verilen unvan.

Hattat: Çok güzel el yazısı yazan sanatçı.

Havra: Musevilerin ibadet ettiği yer.

Hisar: Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale.

Hümanizm: 14. yy’da ortaya çıkan felsefe, bilim ve sanat görüşü, insanlık sevgisi.

Islahat: Genel olarak herhangi bir kuruluşta, devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltme.

İcazet: Bilimde ve eğitimde öğrenimi tamamlayanlara verilen belge.

İhtilal: Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi, devrim.

İskân: Bir topluluğu yerleştirme, yurtlandırma.

İsyan: Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme.

Kalyon: Osmanlı donanmasında hareketini sadece yelkenlerle sağlayan savaş gemilerinden en büyüğüne verilen ad.

Kapıkulu Süvarileri: Kapıkulu askerlerinin atlı sınıfı.

Kapitülasyon: Osmanlı Devleti’nde yabancı tüccarlara verilen ayrıcalık. İmtiyaz.

Kaptanıderya: Osmanlı Devleti’nde deniz kuvvetlerinin en büyük askeri ve idari amiri.

Karavela: Osmanlı deniz kuvvetlerinde kullanılan büyük savaş gemilerine verilen isim.

Kaşif: Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran, keşfeden kişi.

Katolik: Roma Kilisesi ya da bu kilisenin dini lideri Papa’nın etrafında birleşen mezhep.

Külliye: Bir caminin çevresinde medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastahane gibi yapıların bütünü.

Levend: Osmanlı’da deniz askeri.

Lonca: Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek.

Mamur: Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışmış olan bakımlı imar edilmiş yer.

Medrese: Müslüman ülkelerde orta ve yükseköğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adı.

Merkezi Otorite: Otoritenin tek bir kaynakta toplanmasına ve bu kurum ya da kişinin siyasi anlamda problemler yaşamadan yönettiği toprak parçasında düzenlemeler yapabilmesi.

Mezhep: Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri.

Müderris: Medreselerde ders veren hoca.

Nişancı: Padişahın ferman ve beratlarını hazırlayan, yazışmalara bakan ve bunlara tuğra (padişah imzası) basan divan üyesi.

Nizam-ı Cedit: Osmanlı Devleti’nde 3. Selim zamanında yapılan askeri, teknik, ekonomik vb. alanlarda yapılan yeniliklerin adı. Aynı dönemde Batı örnek alınarak kurulan ordunun adı.

Ortodoks: Patrik denen dini liderin etrafında birleşen mezhep.

Papa: Katolik mezhebinin lideri.

Papaz: Hristiyan din adamı, peder.

Patrik: Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı.

Pusula: Üzerinde kuzey, güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön saptamak için kullanılan aygıt.

Reaya: Osmanlı Devleti’nde yönetime katılmayan, askeri sınıf dışında kalan, geçimini tarım ve ticaretle sağlayan kesim.

Reform: Hristiyanlığın Katolik mezhebinde yapılan düzenlemeler.

Rönesans: Bilim, edebiyat, resim ve müzik gibi alanlarda gelişme ve yenilik yapma.

Sadrazam: Osmanlılarda padişahın yardımcısı, mutlak vekili ve padişahtan sonra en yetkili kişidir.

Seyahatname: Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser.

Sipahi: Osmanlı İmparatorluğu’nda tımar sahibi bir sınıf asker. Atlı asker. Süvari.

Siyasi Birlik: Bir ülke veya bölgede yaşayan bütün insan topluluklarının bir yönetim altında toplanması.

Skolâstik Düşünce: Ortaçağ boyunca Katolik kilisesinin egemenliği altında olan, bilime kapalı dine dayalı düşünce.

Sömürgecilik: Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.

Süvari: Atlı asker.

Şahi: Büyük top.

Şehzade: Osmanlılarda padişahın erkek çocuklarına verilen isim.

Şeyhülislam: Osmanlı devlet yönetiminde yapılan işlerin dine uygun olup olmadığına dair fetva veren divan üyesi.

Nüfuz: Söz geçirme, güçlü olma.

Tanzimat: Sultan Abdülmecit zamanında, 1839’da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.

Tebaa: Bir devletin hükmü altında bulunan halk.

Tekfur: Bizans Devleti’nde illeri yöneten vali.

Tersane: Gemi yapılan yer.

Tımar: Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak.

Tuğra: Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret.

Uç Beyliği: Uçların, sivil ve askerî yönetiminden sorumlu olan görevli.

Ulufe: Osmanlı İmparatorluğu’nda, kapıkulu askerlerine, saraydaki ve devlet örgütlerindeki kimi görevlilere üç ayda bir verilen ücret.

Yeniçeri: Orhan Gazi tarafından kurulan piyade sınıfı asker ocağının erleri.

 

7. Sınıf 3. Ünite Kavramları

Aktif Nüfus: 15-64 yaş grubunu kapsayan, çalışabilir etkin nüfus.

Alt Yapı: Bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik gibi tesisatların hepsi.

Bataklık: Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge.

Beşerî: İnsanoğlu ile ilgili.

Beşeri Faktör: Doğal olmayan, insan eliyle gerçekleştirilen faktörler.

Beyin Göçü: Yetişmiş, nitelikli ve eğitimli nüfusun daha iyi çalışma ve yaşama koşulları nedeniyle diğer ülkelere göç etmesi.

Çarpık Kentleşme: Herhangi bir denetim gücünün olmadığı, altyapı ihtiyaçlarının dikkate alınmadığı, estetik kaygıların gözetilmediği, mevcut doğal ve tarihi dokunun korunmadığı ve her türlü planlamadan uzak olarak yerleşim yerlerinin büyümesi.

Demografi: Nüfus bilimi.

Dış Göç: Bir ülkeden başka bir ülkeye yapılan göç.

Doğal Faktör: Doğal olarak gerçekleşen, kendiliğinden oluşan faktörler.

Doğurganlık: Çok doğurma durumu, doğurgan olma durumu. Belli bir nüfusta belli bir zaman süresi içinde gerçekleşen canlı doğumların sayısı ya da oranı.

Göç: Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitmesi.

İç Göç: Ülke içinde yapılan göç.

İltica: Yaşadığı ülkeden ayrılarak bir başka ülkeden sığınma talebinde bulunma.

İstihdam: Bir kimseyi bir işte çalıştırma, iş imkânı yaratma.

İş Gücü: Bir ülkede yaşayan kişilerden üretime katılan, üretimde bulunanlardan sağlanan güç.

İşçi Göçü: Ülkesinde çalışma imkânı bulamayanların veya daha yüksek ücretle çalışmak isteyen işçilerin başka ülkelere yaptıkları göç.

İşsizlik: İşsiz kalma, iş bulamama durumu.

Karantina: Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi.

Kentleşme: Elverişli koşulların doğmasıyla kırsal yörede bulunan küçük bir yerleşim yerinin zamanla büyüyüp kalabalıklaşması, kent niteliğini kazanması.

Kent Nüfusu: Tarım dışı etkinliklere, özellikle sanayi ve hizmet etkinliklerine dayalı, 10.000 den daha kalabalık nüfuslu yerleşim yerlerinde yaşayan nüfus. Şehir nüfusu.

Kırsal:  Az insanın barındığı, genellikle kır durumunda olan yer.

Makineleşme: Üretim işlemlerinin gelişmiş araçlarla yapılması.

Mevsimlik Göç: Komşu ülkeler arasında ya da aynı ülke içinde, belli aylarda işgücüne çok gereksinim duyulan yörelere yapılan göç.

Mübadele: İki ülke arasında karşılıklı olarak nüfus değişimi.

Mülteci: İltica eden, sığınan.

Nüfus: Sınırları belli bir alanda belli bir alanda belli bir zamanda yaşayan insan sayısını tespit etmek amacıyla yapılan işlem.

Nüfus Artışı: Sınırları belli bir alanda, belirli bir süre içinde meydana gelen insan sayısındaki çoğalma.

Nüfus Piramidi: Bir yerin nüfusunun yaş ve cinsiyet yapısını gösteren tablo.

Nüfus Sayımı: Sınırları belli bir alanda belli bir zamanda yaşayan insan sayısını tespit etmek amacıyla yapılan işlem.

Nüfus Yoğunluğu: Bir yerde kilometre kareye düşen insan sayısı.

Nüfus Dağılımı: Topluma yönelik hizmet ve etkinliklerin yer seçimini ve toprak kullanım biçimlerini etkileyen, nüfusun mekânsal dağılımı.

Sit Alanı: Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları ile önemli tarihi olayların yaşandıkları yerler ve tespiti yapılmış doğal güzellikleri ile korunması gerekli alanlar.

TÜİK: Türkiye İstatistik Kurumu. Ülkemizde nüfus sayımı başta olmak üzere birçok istatistiği tespit eden kurum.

Yüz Ölçümü: Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme sonunda ortaya çıkan miktar.

 

7. Sınıf 4. Ünite Kavramları

Avicenna:  Avrupalıların İbni Sina’ya verdiği isim.

Bilim İnsanı: Bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse, bilgin, alim.

Bilimsel Düşünce: Bilim temeline dayanan, özgür, eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce.

Çivi Yazısı: Mezopotamya’da Sümerler tarafından geliştirilen ve ıslak kile, çiviye benzer uçla bastırarak yazılan yazı sistemine verilen ad.

E-Kitap: Elektronik kitap. Bilgisayarların veya diğer elektronik cihazların düz panel ekranında okunabilen metinden oluşan dijital biçimde sunulan bir kitap yayını.

Hiyeroglif: Harflerin resimlerden oluştuğu yazı sistemi.

Kil Tablet: Eski Çağ uygarlıklarında çivi yazısını yazmak için kullanılan kilden yapılmış levha.

Matbaa: Yazıları, resimleri ya da belirli şekilleri, çeşitli materyaller (kağıt, deri, kumaş vb.) üzerine özel bir teknik sayesinde baskılayarak çıkaran ve birden fazla nüsha haline hızlıca getirebilen makine veya sistem.

Papirüs: Eski Mısırlıların Nil kıyılarında yetişen, sürüngen, çıplak saplı, otsu bir bitkiden yapılan kâğıt.

Parşömen: Yazı yazmak veya resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri.

Rasathane: Gözlem evi. Uzayı gözlemlemek için yapılan yer.

Tablet: Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge.

Teorik: Uygulama dışında kalan, akla dayanılarak ileri sürülen düşünce.

Z-Kitap: Zenginleştirilmiş kitap.

7. Sınıf 5. Ünite Kavramları

 

Ahilik: Selçuklular ile Osmanlılar döneminde Anadolu’da sosyal dayanışmayı amaçlayan esnaf, zanaat gibi çalışma kollarını içine alan sosyal örgütlenme.

Cebelu: Tımar sisteminde tımar toprağını alan kişilerin, topraktan kazandıkları ürünün parasıyla devlete yetiştirdiği asker.

Cerrah: Ameliyat yapan uzman hekim.

Çırak: Bir işi öğrenebilmesi için o işin erbabının yanında çalışıp ona yardım ederek işi öğrenen kimse.

Çiftbozan: Toprağını üst üste ekmeyen çiftçiden alınan ceza vergisi.

Derebeyi: Avrupa’da Orta Çağ’da çok geniş toprakları bulunan ve topraklarını derebeylik düzenine göre yöneten kimse.

Dirlik: Osmanlı Devleti’nde hizmet karşılığında verilen toprak yönetim sistemi.

Dirlik Arazi: Osmanlı Devleti’nde geliri devlet memurlarına ve askerlere maaş ve görev karşılığı olarak verilen topraklar.

Enderun: Büyük sarayların harem ve hazine dairelerinin bulunduğu iç kısmı. Osmanlı Devleti’nde kapıkulu denen kişilerden devlet adamı yetiştiren orta ve yüksek eğitim kurumu.

Endüstri: İhtiyaç duyulan türlü nesne araç gereç aygıt makine ve benzerlerinin yapımı için gerekli yarı işlenmişi maddelerin fabrikalarda toplu olarak iş bölümü ile makinelerle üretilmesi etkinliği.

E-Ticaret: Genel Ağ üzerinden yapılan alışveriş.

GAP: Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde barajlar ve sulama kanalları yaparak tarımsal verimi
artırmak amacıyla oluşturulan bir proje.

Has: Osmanlı Devleti’nde geliri 100 bin akçeden fazla olan dirlik.

İkta: Devlete ait olan, maaş yerine kişilere verilen, üzerinden elde edilen gelir.

İltizam: Vergilerden birini bedel karşılığında alma toplama yetkisi.

Kalfa: Çırakla usta aşaması arasında bulunan zanaatçı.

Lonca: Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek.

Miri: Türk-İslam devletlerinde devlete ait olan toprak.

Mültezim: Devlete ait bir yerin gelirini açık arttırma ile üzerine alan kimse.

Oda: Serbest meslek sahiplerinin (esnaf ve sanatkârların) bir araya gelerek kurdukları mesleki dayanışma kuruluşları.

Sanal Mağaza: Genel ağ üzerinden alışveriş yapılan site.

Sanayi: Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, endüstri.

Sanayi İnkılabı: 18. yüzyılın sonları başlarında İngiltere’de başlayan, hayvan ve insan gücü yerine buhar gücüyle çalışan makinelerin kullanılmasıyla başlayan süreç.

Sendika: İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.

Senyör: Orta Çağ’da Avrupa’da geniş toprakları olan kimse, derebeyi.

Serf: Derebeylik düzeninde toprakla birlikte alınıp satılabilen köle.

Seri: Bir fabrika veya atölyenin uzun bir süre aynı iş üzerinde çalıştığı üretim tipi.

Sivil Toplum: Bireylerin ve grupların devletten kaynaklanmayan ve devletçe yönetilmeyen her türlü toplumsal faaliyet.

Sosyal Devlet: Devletin vatandaşlarının toplumsal ve ekonomik  varlıklarını iyileştirmek için önemli roller üstenerek bu yolda vatandaşlarına olanaklar sunması.

Tablet: Eski uygarlıklardan kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge.

Teknisyen: Bir işin bilim yönünden çok, uygulama ve pratik yönü ile uğraşan kimse.

Tımar: Osmanlı’da savaşta başarı gösteren askerler ile devlet görevlilerine hizmet karşılığı verilen toprak.

Usta: Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.

Üretim: Topraktan, hayvanlardan, bitkilerden vb. ürün sağlama, mal ve hizmet olarak yeni şeyler ortaya koyma, üretme işi.

Vakfiye: Bir vakfın şartlarını bildiren belge, vakıfname.

Vakıf: Bir hizmetin, bir işin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir kimse tarafından bırakılan mülk veya para ve bu hizmeti yapmak için oluşturulmuş (hayır) kurumları.

Zanaat: İnsanların maddeye dayalı ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte tecrübe ve ustalık gerektiren iş.

Zeamet: Osmanlı Devleti toprak düzeninde yıllık geliri 20.000 akçeyle 100.000 akçe arasında olan topraklar ve bu topraklardan alınan vergi.

 

7. Sınıf 6. Ünite Kavramları

Anayasa: Bir devletin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasalar bütünü.

Cumhuriyet: Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi.

Çoğulculuk: Her türlü eğilimin, düşüncenin örgütlenmesini ve siyasal yaşamda, ülke yönetiminde söz sahibi olmasını kabul eden siyasal düzen.

Çoğunluk: Seçimlerde en çok oyu alan kişinin ya da partinin ülkeyi millet adına idare etme hakkına sahip olması.

Demokrasi: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi.

Dernek: Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet.

Doğrudan Demokrasi: Halkın egemenliğini bizzat ve doğrudan doğruya kullandığı demokrasi türü.

Egemenlik: Bir ülkede ulusun içinden çıkan, bir kişiye, gruba ya da tüm ulusa ait olabilen yönetme gücü.

Hukuk Devleti: Kişi haklarının yasal güvence altına alındığı ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı devlet.

Islahat Fermanı: 1856 yılında gayrimüslimlere hakların verildiği hukuki düzenlemeler.

Katılım: Bir kararın hazırlanması, olgunlaştırılması, alınması, uygulanması ve son olarak denetlenmesi aşamalarından birine, birkaçına veya bütününe, o karardan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek kişi ya da kurumların katılması, katkıda bulunması.

Magna Carta Libertatum: 1215’te İngiltere’de, halkın bireysel hak ve dokunulmazlıklarını tanıyan, kralın yetkilerini kısıtlayan siyasal belge.

Meşrutiyet: Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi.

Milli Egemenlik: Devletin gücü olan egemenliğin doğrudan doğruya ulusa ait olması.

Monarşi: Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.

Mutlakiyet: Egemenlik yetkisinin bir kişiye ait olduğu yönetim şekli.

On İki Levha Kanunları: M.Ö. 5. Yüzyılda (451-449) tarihleri arasında sınıf çatışması sonucunda Roma’da ortaya çıkıp, sınıflar arası uzlaşı sağlamak için hazırlanmış kanunlar bütünü.

Özgürlük: Bireyin engellenmeden ya da sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi ve hareket edebilmesi durumu.

Parlamento: Kanun yapma (yasama), hükümeti denetleyen ve halk tarafından seçilen meclis.

Rejim: Bir devletin yönetim biçimi.

Sendika: İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.

Senedi İttifak: Osmanlı Devleti’nde, Sultan İkinci Mahmud devrinde 1808 yılında ayanlar ile hükümet arasında yapılan anayasal bazı vasıflar içeren sözleşme.

Sivil Toplum: Devletin denetimi altında olmayan, kararlarını bağımsız olarak vererek toplumsal etkinliklerde bulunan bireyler topluluğu.

Sosyal Devlet: Ekonomik ve sosyal alanlarda bireylere sosyal güvenlik ve adalet sağlayıcı politikalar üreten devlet modeli.

Tanzimat Fermanı: II. Mahmut döneminde 3 Kasım 1839 tarihinde halka bazı hakların verildiği yenilikler.

Temsili Demokrasi: Sınırları belirli bir alan içinde bulunan bireylerin, kendi iradeleriyle seçtikleri bir temsilci veya temsil grubunun aracılığıyla siyasi fikirlerini ve görüşlerini belirtmesi durumu.

Yargı: Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.

Yarı Doğrudan Demokrasi: Yurttaşların seçimler dışında referandum yoluyla ülke yönetimi, anayasa ve yasalar üzerinde iradelerini ortaya koymaları.

Yasa: Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun.

Yasama: Yasa çıkarma.

Yasama gücü: Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasa yapma, yasa koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, yasama hakkı, yasama yetkisi, yasama kuvveti, teşrii kuvvet, teşri kuvveti.

Yürütme: Kanunları, yasaları uygulama işi.

 

7. Sınıf 7. Ünite Kavramları

Birleşmiş Milletler: 1945 yılında uluslararası barış ve güvenliğin sürekliliğini sağlamak, anlaşmazlıkları barışçı yollarla çözmek, insan hakları ile ilgili konularda ülkeler arasında iş birliği yapmak amacıyla kurulan uluslararası kuruluş.

Kalıp Yargı: Bir grubun üyeleri hakkında, sadece o grubun üyeleri olmaları nedeniyle sahip olunan bir dizi inanç ve beklentiler.

Kuraklık: Bir bölgede nem miktarının geçici dengesizliğinden kaynaklanan su kıtlığı.

Küresel Isınma: Atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artış.

Küresel Sorun: Dünya’da geniş alanları etkileyen doğal afetler, savaş, bulaşıcı hastalıklar, çevre kirliliği gibi olayların sonucunda ortaya çıkan sorunlar.

Ön Yargı: Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir.

Unicef: Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu. Dünyada çocuk haklarını savunmayı amaçlayan bu doğrultuda hükumetler ile çalışmalar yapan bir organizasyon.