Sözlük arşivleri - Sosyal Bilgiler https://www.sosyalbilgiler.biz/tag/sozluk Hayatın Her Alanında Sosyal Bilgiler Sun, 06 Mar 2022 13:33:57 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.1.2 https://www.sosyalbilgiler.biz/wp-content/uploads/2019/09/cropped-sosyalbilgilersimge.fw_-32x32.png Sözlük arşivleri - Sosyal Bilgiler https://www.sosyalbilgiler.biz/tag/sozluk 32 32 Sosyal Bilgiler 6. Sınıf Sözlüğü https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-6-sinif-sozlugu.html https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-6-sinif-sozlugu.html#respond Sat, 02 Jan 2021 07:35:53 +0000 https://www.sosyalbilgiler.biz/?p=6778 Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 1. Ünite Kavramlar Sözlüğü Âdet: Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. Benlik: Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey. Birey: Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. Birleşmiş Milletler: Dünya barışı için, uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla, özgür istemleriyle bir araya […]

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf Sözlüğü yazısı ilk önce Sosyal Bilgiler üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 1. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Âdet: Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre.

Benlik: Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey.

Birey: Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen
insanların her biri, fert.

Birleşmiş Milletler: Dünya barışı için, uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla, özgür istemleriyle bir araya gelmiş olan ülkelerin 24 Ekim 1945’de kurdukları örgüttür.

Cinsiyet Ayrımcılığı: Genellikle eğitim veya iş yaşamında bireye erkek veya kadın olduğu için farklı tutum ve davranışlar içinde olma.

Dayanışma: Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirine karşılıklı bağlanmasıdır.

Dilekçe: Bir isteği, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek için yazılan imzalı başvuru yazısı.

Empati:  Kişinin kendini başka bir kişinin yerine koyarak onun duygularını anlamaya çalışmasıdır.

Etkin Vatandaş:  Devlet veya kurumların geleceklerini belirlenmesinde yönetiminde olmasa bile rol oynayan, devlete ve topluma olan sorumluluklarının bilincinde olan birey.
Etnik:  Bir ırka bağlı, soyla ilgili olan. Köken bakımından farklı olma durumu.

Gelenek: Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan
kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane.

Görenek: Bir şeyi, başka türlüsünü, daha kolayını, daha işe yararını, ya da yararlısını düşünmeksizin, atalardan dedelerden görüle geldiği gibi yapma alışkanlığı.

Grup: Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü.

Hak: Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde sahip olduğumuz kazanımlar ya da yapabileceklerimiz.

Irk: Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu.

Irk Ayrımcılığı: Bireylerin, toplumsal kümelerin veya toplumların ırk özelliklerinden dolayı eşit olmayan işlemler karşısında bırakılmaları, ayrı tutulmaları, dışlanmaları, sınırlandırılmaları veya üstün tutulmaları.

İaşe: Yedirip içirme, besleme.

İmece: Birçok kimsenin toplanıp elbirliği ile bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.

İş Birliği:  Bir işin çeşitli kişilerce ortak hareket edilerek, birlikte yapılması.

İş Bölümü: Bir toplumsal üretim düzeni içindeki değişik görev ve hizmetlerin toplumun üyeleri, kümeleri arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde bölünmesi.

Kalıp Yargı: Bir topluluğun bütün üyelerine ait olduğu düşünülen, bilimsel temeli olmayan abartılı ön yargılı düşüncelerdir.

Kimlik: Toplumsal bir varlık olarak insanın nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve
özelliklerin bütünü.

Kültür: Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü.

Mağdur: Haksızlığa uğramış kimse.

Mezhep: Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri.

Millet: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve
görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.

Milli: Milletle ilgili, millete özgü, ulusal.

Milli Kültür: Milleti millet yapan değerlerin bütünüdür.

Mülteci: Bir başka yere ya da ülkeye sığınan kimse, sığınmacı.

Otizm: Kişinin dış dünyayla ilişkiyi reddederek kendi iç dünyasına kapanması.

Ön yargı: Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir.

Örf: Yasalarla belirlenmeyen, halkın kediliğinden uyduğu kurallar

Özgürlük: Bireyin başkalarını rahatsız etmeden istediklerini yapabilmesi.

Pozitif ayrımcılık: Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme.

Rol: Bir işte bir kimsenin üstüne düşen görev.

Sivil Toplum Kuruluşu:  Belli amaçlar üzerine insanların toplumun sorununu çözmek için kurulan devlete bağlı olmayan ve bu yüzden çalışanların gönüllü olarak çalışıp, para almadıkları kuruluşlardır.

Sorumluluk: Kişinin kendine ve başkalarına karşı yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi.

Sosyal rol: Aile ve toplum içinde bir kimsenin üstlendiği görev.

Sosyal Sınıf: Ekonomik özellikleri, yaşam biçimleri ve kültürel konumları birbirine benzeyen insanların oluşturduğu kategorilerdir.

Statü: Bir kimsenin bir toplumda ya da topluluk içindeki durumu, yeri, kazandığı saygınlık.

Toplumsal Dayanışma: Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir.

Yardımlaşma: Kendi gücümüzü ve olanaklarımızı, başkalarının iyiliği için kullanmaktır.

Yardımseverlik: İhtiyacı olanlara karşılık beklemeden maddi veya manevi destekte bulunma.

 

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 2. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Akın: Tedirgin etme, yıldırma vb. amaçlarla düşman topraklarına toplu olarak yapılan baskın.

Alfabe: Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece.

Anayurt: İlk yurt edinilen yer, ana vatan.

Asimile: Kendi benliğini kaybetmek, benzeşmek

Asimilasyon: İki veya daha fazla sayıda toplum ya da grubun kültürlerinin giderek bütünleşmesi, yok olması

Avasım: Abbasilerin Bizans sınırında savunma amaçlı kurdukları sınır şehirleri.

Bağımsızlık: Bağımsız olma durumu veya niteliği, istiklal.

Baharat Yolu: Hindistan’dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Mısır’a kadar ulaşan yoldur.

Balbal: Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde hayatını kaybeden kişinin kurganı başına dikilen,
hayattayken yendiği düşmanlarının heykelleri.

Bayındırlık: Gelişip güzelleşmesi, yaşayış koşullarının uygun bir duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış, bakılıp güzelleştirilmiş olan yerdir.

Bedesten: Değerli malların satılması için inşa edilmiş, kubbelerle örtülü ve genellikle dikdörtgen planlı büyük yapılara verilen addır. Kapalıçarşı.

Bedevi: Çölde, çadırda yaşayan göçebe.

Beylik: Bir beyin yönetimi altındaki ülke, küçük devlet.

Boy: Ortak bir sosyal düzen içinde bir arada yaşayan, aynı soydan insanların meydana getirdiği topluluk.

Boylam: Bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.

Buyruk: Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, emir.

Cahiliye Dönemi: İslamiyet öncesi Arap yarımadasında eşitsizlik ve adaletsizliklerin olduğu dönemdir.

Cihan: Üzerinde yaşadığımız yeryüzü.

Cihat: Din uğruna yapılan savaş.

Çevgan: Orta Asya Türkleri tarafından at üzerinde oynanan bir tür savaş oyunudur.

Daruşşifahane: Şifa bulunan yer. Hastane.

Derebeylik (Feodalite): Özellikle Avrupa’da, toprağı ve o toprak üzerinde yaşayan köylüleri bir tek kişinin malı sayan, toprak köleliğine dayanan ortaçağ siyasal düzeni.

Destan: Milletlerin hayatlarında büyük yankılar uyandırmış tarihî, toplumsal veya doğal olayların anlatıldığı, hayal unsurlarıyla süslenmiş uzun manzum eserlerdir.

Divan: Devlet işlerinin görüşüldüğü kurul.

Divan-ı Lügat-it Türk: Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat’ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça sözlüktür.

Egemenlik: Yönetme yetkisi.

Elçi: Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse.

Ensar: Medineli Müslümanlara verilen isim.

Entrika: Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma.

Esaret: Esir olma, bağımsızlığın elinden alınması.

Etkileşim: Nesnelerin ya da olayların karşılıklı birbirlerini etkilemeleri anlamına gelir.

Evrensel: Bütün insanlığı ilgilendiren.

Eyer: Binek hayvanların sırtına konan oturmaya yarayan nesne.

Fetih: İslamiyet’i yaymak amacı ile bir yeri hâkimiyet altına alma.

Gayrimüslim: Müslüman olmayan kimse.

Gaza: İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal
savaş.
Göç: Ekonomik, toplumsal, siyasi nedenlerle bireylerin veya toplulukların bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi.

Göçebe: Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiş-
tiren, yerleşik olmayan kimse veya topluluk.

Gümrük: Bir ülkeye giren veya ülkeden çıkan mal ve eşyadan alınan vergi.

Gürz: Silah olarak kullanılan ağır topuz.

Han: Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.

Harabe: Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı.

Hac: İslam’ın beş şartından biri olan ve zilhicce ayında Mekke’de yapılan Kabe’yi ziyaret etme tavaf etme ibadeti.

Hacib: Türk-İslam devletlerinde hükümdar ve vezirden sonra gelen en yüksek rütbeli görevlidir.

Haçlı Seferi: Hristiyan Avrupa’nın Müslümanlar üzerine düzenledikleri seferlerdir.

Halife: Hazreti Muhammet’ten sonra, onun vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse.

Hatun: Yüksek makamlardaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen unvan.

Hicret: Hazreti Muhammet’in, İslamlığı yaymaya başladığı ilk yıllarda Mekke’de gördüğü aşırı baskı nedeniyle Medine’ye göçmesi olayı.

Hutbe: Cuma ve bayram namazlarında minberde okunan dua ve verilen öğüt.

İhtiyatlı: Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan.

İlmek: Halı dokurken düğümleri bağlamak.

İmarethane: Yoksullara yiyecek dağıtmak üzere kurulmuş hayır evi. Aşevi.

İpek Yolu: Çin’den başlayıp Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran üzerinden İstanbul’ kadar uzanan ticaret yolu.

İstihdam: Bir görevde, bir işte kullanma.

İstikamet: Yön vermek, yöneltmek, doğrultu.

İstila: Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme.

İsyan: Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme.

Kabile: Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk.

Kakule: Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki.

Kavim: Aynı soydan gelen aralarında dil, töre ve kültür birliği olan topluluk.

Kervan: Uzak yerlere ticaret malı ve yolcu taşıyan, at, deve, katır vb.den oluşan yük hayvanları katarı.

Kervansaray: Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yolcuların ve ticaret kervanlarının ihtiyaçlarını karşılayıp güvenliklerini sağlamak için yapılmış büyük konaklama yerleridir.

Kımız: Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan ekşi bir Türk içkisi.

Kışlak: Kışı geçirmek üzere barınılan yer, kışın otundan ve suyundan yararlanılabilen arazi.

Kıtlık: İhtiyaca yetmeyecek derecede azlık. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan uzun süreli gıda darlığı.

Konut: İnsanların içinde yaşadıkları barınak.

Kopuz: Geçmişten günümüze ozanların çaldığı telli Türk sazı.

Körük : Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç.

Kurak: Yağışsız.

Kurgan: Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde, hayatını kaybeden kişinin değerli eşyalarıyla birlikte gömüldüğü mezar.

Kurultay: Eski Türklerde devlet işlerinin görüşüldüğü toplantı.

Kutadgu Bilig: Yusuf Has Hacip tarafından yazılan ve mutluluk veren bilgi anlamına gelen eserdir.

Kut Anlayışı: Devleti yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine olan inanç

Külliye: Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane
vb. yapıların bütünü.

Kümbet: Genellikle büyük devlet ve din adamları için yapılmış koni, piramit biçiminde damı olan, yuvarlak veya köşeli anıt mezar

Mamur: Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışmış olan bakımlı imar edilmiş yer.

Maniheizm: 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde ortaya çıkmış ve daha sonra büyük bir coğrafyaya yayılmış din.

Medeniyet: Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü.

Medrese: İslam ülkelerindeki genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer.

Mescit: Genellikle minaresiz, küçük ibadet yeri.

Mezhep: Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri.

Minyatür: Işık, gölge, hacim özellikleri yansıtılmayan renkli resim.

Mızrak: Uzun saplı, sivri demir uçlu silah.

Motif: Kendi başlarına bir bütün, bir birlik olan ve yan yana gelince bir bezek, süs oluşturan süsleme öğelerinden her biri.

Muhacir: Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara verilen isim.

Mutasavvıf: Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı’ya adamış kimse.

Müttefik: Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan kimse veya topluluk.

Nevruz: Çin’den Arnavutluk’a kadar olan coğrafyada çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı.

Ordugah: Ordunun konakladığı yer.

Otağ: Hükümdara ait büyük ve süslü çadır.

Otlak: Hayvan otlatılan yer.

Örs: Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç.

Put: Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne.

Refah: Bolluk, varlık ve rahatlık içinde yaşama, gönenç.

Ribat: Korunmalı kervansaray. İslam-Arap imparatorluğunun önemli sınır noktalarında askerî
kuvvetlerin barındığı, aynı zamanda ibadet için yer olan savunmalı yapı.

Saltanat: Bir ülkede yöneticilerin babadan oğula şekilde geçmesi.

Sefer: Ordunun, savaş yapmak üzere genellikle yurt dışına yaptığı yolculuk.

Sikke: Madeni para.

Siyasetname: Bir ülkenin siyasal ve toplumsal yaşamını, askeri ve mali örgütlerini yasa ve tüzüklerini, toplumun gelenek ve göreneklerini de tanıtan kitaplardır.

Soydaş: Aynı soydan gelen bireylerden her biri.

Sur: Güvenlik amacı ile örülen yüksek duvar.

Şövalye: Orta Çağ Avrupası’nda özel eğitimle yetişmiş, belli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı.

Tahrip: Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma.

Tapınak: İbadet edilen bina.

Toy: Düğün.

Töre: Bir toplulukta benimsenmiş alışkanlıkların tümü.

Türbe: Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı.

Türkistan: Orta Asya’da Türklerin yaşadığı bölge. Orta Asya’da batıda Hazar Denizi doğuda Moğolistan’daki Altay Dağları’na, güneyde Hindukuş dağlarına, kuzeyde Aral ve Balkaş göllerinin ötesinde Kırgız bozkırına kadar uzanan yüzölçümü 6 milyon km²’den geniş coğrafi ve tarihi bölge.

Veraset Sistemi: Türk devletlerinde hükümdar soyundan olan herkesin başa geçme yetkisi.

Vezir:  İslâm devletlerinde hükümdardan sonra gelen en yetkili yönetici.

Yaylak: Yazın barınılan yer, hayvanlarıyla birlikte yetiştiricilerin yaz mevsimini geçirdikleri ve hayvanlarını otlattıkları alan.

Yazıt (Kitabe): Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı, kitabe.

Yuğ: Eski Türklerde ölüler için yapılan tören.

Yurt: Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası.

Zırh: Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 3. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Ahşap: Ağaçtan elde edilen malzemeyle yapılmış her türlü ürün.

Akarsu: Belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.

Bakı: Bir bölgedeki dağların Güneş ışınlarını alış yönü.

Baraj: Enerji üretimi, içme suyu sağlanması, sulama ve taşkın önlemeye yönelik su kaynakları oluşturmak amacıyla akarsu vâdilerine yapılan büyük su setleri.

Beşeri: İnsanla ilgili

Bitki Örtüsü: Herhangi bir bölgede, o bölgenin doğal koşullarına uygun olarak yetişen bitkiler topluluğu.

Boğaz: Denizleri birbirine bağlayan dar su geçidi.

Boylam: Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak anılan Greenwich gözlemevinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri.

Bozkır: Yarı kurak ve kurak bölgelerde, ilkbahar yağmurlarıyla yeşerip yazın sararan  ot ve çalılıklardan oluşan bitki örtüsü.

Burun: Kara parçalarının denize doğru uzanmış bölümleri.

Buzul: Kutup bölgelerinde veya dağların yüksek kesimlerinde bulunan büyük kar ve buz kütlesi.

Coğrafi Konum: Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın veya bölgenin bulunduğu yer.

Dağ: Çevresine göre yüksek ve belli bir doruğu olan yeryüzü şekli.

Doğal: İnsan eliyle yapılmamış olan.

Doğal Afet: Doğanın sebep olduğu yıkım ve felaketler.

Düzlem: Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı.

Ekvator: Kuzey ve güney yarımküreleri birbirinden ayıran hayalî dairesel hattır.

Enlem: Ekvator’un kuzeyindeki veya güneyindeki herhangi bir noktanın Ekvator’a olan açısal mesafesi.

Eskimo: Kuzey kutbunda yaşayan toplulukların adı.

Greenwich: Başlangıç meridyeni.

Göl: Karaların üzerindeki çukurlukları dolduran tatlı ya da tuzlu su kütlesidir.

Göreceli: Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan.

Harita: Yeryüzünün tamamının veya bir kısmının bir ölçeğe göre küçültülerek bir düzlem üstünde gösterildiği çizim.

Fay: Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık.
Ham madde: Üretim sürecinde kullanılan işlenmemiş her türlü madde.

Hidroelektrik: Su gücüyle elde edilen elektrik enerjisi.

Ilıman: Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan.

İgloo: Eskimoların kardan yaptıkları ev.

İklim: Geniş bir alanda, uzun yıllar boyunca etkili olan hava koşulları.

Jeopolitik Konum: Bir devlette, bir bölgede uygulanan politikayla o yerin coğrafyası arasındaki ilişki.

Jeotermal: Yer kabuğunun iç kısımlarında ısınan sıcak su veya bunlardan elde edilen enerji.

Konum: Yeryüzünde bir noktanın enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri.

Kroki: Bir yerin ölçeksiz ve kabataslak halde, kuşbakışı olarak çizilmesi.

Kıta: Etrafı denizlerle ve okyanusla çevrili, çevresindeki adaların da dahil olduğu büyük kara parçalarıdır.

Kıyı: Kara ile suyun birleştiği yer.

Kuşbakışı: Yüksek bir yerden aşağıya doğru, bütün genişliği içine alacak şekilde bakma

Kutup: Yeryuvarlağının, kuzey ve güney olmak üzere, Ekvator’dan en uzak olan, yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri.

Liman: Gemilerin yük almalarına ya da yük boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine uygun kuruluşları bulunan, barınmalarına yarayan doğal ya da yapay sığınak.

Maden: Yer kabuğunun altındaki ekonomik yönden değer taşıyan minerallere verilen ad.

Maki: Akdeniz iklim bölgesinde görülen odunsu dikenli kısa boylu ağaç ve çalılıklardan oluşan örtü.

Mera: Hayvanları otlatmaya elverişli otlaklardan oluşan arazi.

Meridyen: Kutup noktalarını birleştiren ve paralelleri dik kestiği varsayılan yarım çemberler.

Muson: Asya’nın güney kıyılarıyla Hint Denizi’nde esen, mevsime göre yön değiştiren, etki alanı geniş rüzgâr.

Mutlak: Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan.

Nüfus: Belirli bir zamanda sınırları belirli bir alanda yaşayan insan sayısıdır.

Okyanus: Kıtaları birbirinden ayıran engin, açık deniz, ana deniz.

Ova: Çevrelerine göre çukurda kalmış, akarsular tarafından derin yarılmamış, eğimi az, geniş veya dar düzlüklerdir.

Ölçek: Yerkürenin veya bir parçasının belirli oranda küçültülmesine denir.

Paralel: Ekvator’a paralel olarak birer derecelik aralıklarla doğu-batı yönlü çizilen hayali çizgilerdir.

Rafineri: Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.

Termik: Isı ile sıcaklıkla ilgili.

Termik Santral: Katı, sıvı ve gaz hâlindeki yakıtlarda var olan kimyasal enerjiyi ısı enerjisine, ısı enerjisini hareket (kinetik) enerjisine, hareket enerjisini de elektrik enerjisine dönüştüren tesisler.

Yarımada: Üç tarafı su ile çevrili bir tarafı karaya bağlı kara parçası.

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 4. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Amblem: Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.

Antropoloji: İnsanın kökenini, ırk yapısını, biyolojik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.

Arkeoloji: Kazı bilimi.

Atık: Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.

Bandrol: Devletin vergi aldığını gösteren ve satılan eşyalar üzerine yapıştırılan güvenlik etiketi.

Barkod: Değişik kalınlıktaki çizgi ve boşluklardan oluşan, ürüne ait bilgileri hatasız bir şekilde
başka ortama aktaran kimlik kartı.
Bilim: Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan düzenli bilgi,
ilim.

Bilim kurgu: Çağdaş bilim verileriyle düş gücünden oluşan

Buluş: İcat, yeni bir bilgiye ulaşma ve yöntem geliştirme.

Coğrafya: İnsanın içinde yaşadığı çevrenin doğal özelliklerini, insan ile doğal çevre etkileşimini konu edinen sosyal bilimler dalıdır.

Digital: Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren.

Dipnot: Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi.

Enstitü: Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim durumu.

Etik: Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü.

Filoloji: Dillerin tarihi gelişimini ve değişimini araştıran bilim dalıdır.

Fosil: Taş ya da kayaların içerisinde rastlanan taşlaşmış, canlı ya da canlı parçaları.

Gen: Ebeveynden çocuklarına geçen belirli bir karakteristiği taşıyan biyolojik birim.

Hukuk: Bireylerin birbirleriyle ve toplum ile olan ilişkilerini düzenleyen ve devlet gücünün desteğindeki yaptırımlarla uyulması zorunlu duruma getirilen kurallar bütünüdür.

İntihal: Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme.

Kaynak:  Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.

Kaynakça:  Araştırmalar sırasında faydalanılan eserin, makalenin, derginin vb. künyesinin meydana getirilen yazılı raporda belirtildiği şekle denir.

Katalog:  Kitaplıktaki kitapları nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün.

Korsan ürün: Sahibinden izin almaksızın, orijinal bir fikir veya sanat eserinden, doğrudan veya dolaylı şekilde çoğaltma yapılarak elde edilen ürünler.

Kronoloji: Zaman bilimi

Lazer: Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı.

Nanoteknoloji: Kök olarak Yunancadan gelmekte ve cüce anlamında kullanılmaktadır. Bir nanometre
(nm), metrenin milyarda biri kadar bir uzunluğa sahiptir.

Navigasyon: Yol ve belirlenen yeri bulma işi.

Naylon: Dayanıklı ve esnek döküm maddesi.

Nümismatik: Eski metal paraları, sikke ve madalyaların tarihini ve bunların tanımlanıp sınıflandırılması ile uğraşan bilim dalıdır.

Patent Hakkı: Buluş sahibinin, patent ile tescilli olan bir ürününü belirli bir süre üretme, kullanma, satma, ithal etme, kendi izni ile ürettirme (lisans) ve ithal etme hakkına sahip olmasıdır.

Protez: Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan organ veya parça.

Psikoloji: Davranışı ve zihni inceleyen bilim.

Salgın: Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması.

Sosyal Bilim: Toplum olaylarını, insanın sosyal ve kültürel faaliyetlerini inceleyen bilimlerin ortak adıdır.

Sosyoloji: Toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır.

Teknoloji: Mal veya hizmetlerin üretiminde veya buna yönelik amaçların gerçekleştirilmesinde kullanılan beceriler, yöntemler, işlemler, tekniklerin derlenmesi veya bilimsel araştırmalardır.

Telif: Bir fikir, düşünce veya sanat eserini oluşturan kişinin, bu eserden doğan tüm hakları

Tıbbi: Hastalıkları iyileştirmek veya önlemek amacıyla başvurulan bilimsel çalışmalarla ilgili.

Tüba: Türkiye’de tüm bilim alanlarındaki araştırmaları, bilim insanlığını ve araştırıcılığı özendirmek ve bu alanlarda emeği geçenleri onurlandırmak için kurulan kuruluştur. Türkiye Bilimler Akademisi

Tübitak: Ülkemizin çıkarları doğrultusunda bilim ve teknoloji alanında araştırma yapan kurumdur. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu

Uydu: Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde
dolanan araç.

Yapay Zeka: İnsan tarafından yapıldığında doğal zekâyı gerektiren görevleri yapabilecek mekanizmanın oluşturulması çabalarının tümü.

Varsayım (Hipotez): Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce.

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 5. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Ağıl: Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlerdir.

Akarsu Debisi: Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir.

Akarsu Rejimi: Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir.

Baklagil: Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağacı içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki familyası

Bakliyat: Baklagillerden elde edilen ürün.

Baytar: Mesleği hayvan hastalıklarını teşhis ve tedâvi etmek olan kimse, hayvan hekimi, veteriner.

Bütçe: Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı
gelir ve giderlerin tümü.

Cevher: Yer altında taş ve toprakla karışık halde bulunan maden. Değerli taş.

Çeltik: Kabuğu ayıklanmamış pirinç

Doğal Kaynak: Doğada kendiliğinden oluşmuş meydana gelme aşamalarında insanın herhangi bir rolünün bulunmadığı bütün zenginlik kaynakları.

Döviz: Yabancı ülke parası.

Ekoloji: Canlı varlıkların ilişkilerini tek veya birlikte alıp inceleyen bilim dalı.

Ekonomik Faaliyet: İnsanların yaşamlarını devam ettirmek için yaptıkları işlerin tamamı.

Emek: Bir işin yapılması için harcanan beden veya kafa gücü.

Emlak: Arsa ve üzerinde bulunan binadan, bahçeden veya suyolu gibi doğal kaynaklardan oluşan, taşınamaz mülktür.

Erozyon: Yer kabuğunun üzerindeki toprakların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etkenlerle aşındırılıp, yerinden koparılması, bir yerden başka bir yere taşınması.

Girişimci: Ticaret endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis.

Gübre: Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel
madde.

Ham madde: Sanayide bir ürün ya da yapının elde edilmesinde kullanılan gerekli bileşenlerin işlenip elde edilmesinden önceki durumudur.

Hasat: Ürün kaldırma, ekin biçme işi.

Hava Kirliliği: Canlıların ve çevrenin zarar görmesine neden olacak kadar çok miktarda gazlar, kimyasallar veya organik maddelerin havada bulunması.

Hidroelektrik: Su gücü ile elektrik elde etme işi

Hizmet sektörü: Turizm, bankacılık, ulaşım gibi alanlardaki ekonomik faaliyetlerdir.

Hububat: Tahıl.

İktisat: Ekonomi

İlgi: Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma.

İmalat: İşlenerek yapılan üretim.

İpek: İpek böceğinin ürettiği, yumuşak, çok sağlam, dayanıklı, parlak bir liftir.

İstihdam: Bir işe yerleştirme,

İskân: Bir yere insanların yerleştirilmesi, yurt edinme

İsraf: Gereksiz yere para, zaman, emek harcama savurganlık.

İstek: Bir şeye duyulan eğilim, arzu.

İş gücü: Belli bir süre içinde bir şey yapmak için harcanan kol ve kafa gücü.

İşletme: Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum.

Jeotermal: Yer kabuğunun iç kısımlarında ısınan sıcak su veya bunlardan elde edilen enerji.

Kalfa: Çırak ile usta arasında bulunan zanaatçı

KDV: Yapılan mal ve hizmet teslimlerinde, mal ve hizmeti teslim edenin ödediği ancak teslim alana yüklenen bir harcama vergisidir.

Kereste: Tomrukların belirli ölçülere göre uzunluğuna biçilmesiyle elde edilen marangozluk ve yapı gereci.

Kişilik: Bir insanı diğer insanlardan ayırıp kendine özgü kılan bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünüdür.

Kombina:  Hayvancılık yapılan yerlerde olan et tesisi.

Konfeksiyon: Hazır giyim eşyası diken sanayi kolu.

Konserve: Uzun süre saklanmak üzere bozulmayacak duruma getirilmiş yiyeceklerdir.

Kooperatif: İnsanların ihtiyaçlarını az bir maliyetle karşılamak amacıyla kurulan kâr amacı gütmeyen karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle kurulan tüzel kişiliklerdir.

Koza: İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak.

Kömür: Siyah renkli, bitkisel yanaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt.

Kültür balıkçılığı: Özel havuzlarda yapılan balık üretme ve satma faaaliyeti.

Kümes: Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer.

Küresel: Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen.

Küresel Isınma: Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artış.

Küresel Sorun: Yeryüzünde yaşayan insanların tümünü ilgilendiren sorunlardır.

Liman: Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak.

Maden: Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.

Madencilik: Yer altında bulunan cevher, sanayi hammaddesi, kömür ve petrol gibi ekonomik değeri olan herhangi bir maddeyi yeryüzüne çıkarıp onu paraya dönüştürme işidir.

Maliyet: Üretimde bir mal elde edilinceye kadar harcanan ücret

Manda: Sığıra benzemekle birlikte ondan daha iri ve güçlü, kara renkli, uzun seyrek kıllı, gücünden, sütünden, derisinden vb. yararlanılan bir hayvan.

Mandıra: Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların süt elde etmek amacıyla beslenip barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin üretildiği çiftlik ya da üreticiden satın alınan sütlerle süt ürünleri üretip satan yer.

Mera Hayvancılığı: Hayvanların doğal ortamda otlatılarak beslenmesi şeklinde yapılan hayvancılıktır.

Mesire: Gezinti yeri, gezilecek yer.

Meslek: Bir kişinin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş.

Mimar: Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse.

Mühendis: Bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi tekniker ve teknisyenlerin uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir.

Mükellef: Yükümlü.

Nadas: Tarlayı zararlı otlardan temizlemek, verimini arttırmak amacıyla, sürüp dinlenmeye bırakmak.

Nitelikli İnsan: İyi eğitim almış, yeteneği ve isteği doğrultusunda becerili olan kişi.

Otomotiv: Motorlu taşıt yapımıyla uğraşan sanayi kolu.

Özgüven: İnsanın kendine güvenme duygusu.

Proje: Gerçekleştirilmek istenen tasarı.

Rafineri: Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.

Rafting: Raft adı verilen botlarla, debisi yüksek nehirlerde yapılan bir nehir sporudur.

Reçine: Katı ya da yarı akışkan, billurlaştırılması güç, suda çözünmeyen, organik çözücülerde çözünen, ısıtılınca yumuşayan ve eriyen madde.

Rezerv: Yatağında ya da havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş maden.

Santral: Elektrik üreten yer.

Sanayi: Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, endüstri.

Sektör: Aynı işi yapan topluluk.

Sera: Mevsim dışı sebze ve meyve üretmek amacıyla cam veya plâstikten yapılmış kapalı tarımsal üretim alanları.

Seramik: Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne.

Sermaye: Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, varlık, servet.

Tahıl: Buğdaygillerden hasat edilen ürünlere ve onların tohumlarına verilen isim.

Teknisyen: Bir işin bilim yönünden çok, uygulama ve pratik yönü ile uğraşan kimse.

Tasarruf: Para biriktirme var olan kaynakları bilinçli kullanma.

Tenör: Bir cevherin içerisinde bulunan değerli metal miktarını belirtmek amacıyla kullanılan bir terimdir.

Üretim: Topraktan, hayvanlardan, bitkilerden vb. ürün sağlama, mal ve hizmet olarak yeni şeyler ortaya koyma, üretme işi.

Vergi: kamu hizmetlerine harcanmak üzere devletin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya ya da kimi maddelerin, hizmetlerin fiyatları üstüne ekleyerek dolaylı yoldan yurttaşlardan topladığı para.

Yatırım:  Birikimlerin gelir sağlamak amacıyla kalıcı biçimde kullanılması.

Yenilenebilir Enerji: Doğadaki kaynaklardan elde edilebilen ve doğa tarafından daimi olarak takviye edilebilen enerji.

Yenilenemez Enerji: Fosil yakıtlardan elde edilen insanlar tarafından tüketilen ve zamanla yeri doldurulamayanenerji kaynaklarıdır.

Yetenek:  Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği kabiliyet.

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 6. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Adalet: Hak olanın verilmesi doğruyu bulması, hukuka göre uygunluk.

Anayasa: Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa.

Anayasa Mahkemesi: TBMM tarafından çıkarılan kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle yetkili olan üst mahkemedir.

Basın: Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü.

Cumhuriyet: Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi.

Çoğulculuk: Her türlü eğilimin, düşüncenin örgütlenmesini ve siyasal yaşamda, ülke yönetiminde söz sahibi olmasını kabul eden siyasal düzen.

Danıştay: Yürütme yetkisine sahip organlara yardımcı olan inceleme, danışma ve karar organıdır.

Darbe: Bir ülkede baskı kurmak, zor kullanmak gibi yollarla hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

Demokrasi: Yönetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, tüm vatandaşların eşit sayıldığı yönetim biçimidir.

Diyalog: Karşılıklı konuşma.

Egemenlik: Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi.

İktidar: Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi.

İnsan Hakları: Kişinin sadece insan olması nedeniyle sahip olduğu haklar.

İrade: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü

Kamu: Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü, bir ülkedeki halkın bütünü, halk.

Kamuoyu: Bir konu ile ilgili halkın genel düşüncesi.

Kararname: Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı.

Katılım: Halkın yöneticilerini seçtikten sonra onların yönetimle ilgili kararlarını etkileyebilmesi.

Komisyon: Alt kurul.

Kuvvetler Ayrılığı: Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin ayrı birimlerde olması.

Kuvvetler Birliği: Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tek elde toplanması.

Medya: Radyo, televizyon, gazete, dergi, İnternet gibi bilgi depolamak ve iletmek için kullanılan iletişim araçlarını kapsayan genel isim.

Milli Egemenlik: Egemenliğin yani devleti yönetme yetkisinin millete ait olmasıdır.

Miting: Bir olaya dikkati çekmek, bir durumu protesto etmek, bir konuyu dile getirmek gibi bir gösteri amacıyla düzenlenmiş, herkesin katılabileceği açık hava toplantısı.

Monarşi: Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.

Muhalefet Partisi: Parlamenter sistemde iktidar partileri dışındaki parti.

Olağanüstü Hal: Doğal afet, salgın hastalık, ekonomik bunalım, kamu düzeni tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda düzeni sağlamak için yönetim makamlarının yetkisinin genişletilmesi.

Oligarşi: Egemenliğin ayrıcalıklı bir gruba ait olduğu yönetim şekli.

Özgürlük: Bireyin başkalarını rahatsız etmeden istediği her şeyi yapabilmesidir.

Pozitif Ayrımcılık: Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme.

Saltanat: Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın yönetimi.

Seferberlik: Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlıkların ve önlemlerin tümü.

Sıkıyönetim: Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim.

Teokrasi: Devlet yönetiminde dini kuralların geçerli olduğu yönetim.

Türkan: Saltanat veya idareye etki eden ve yönetime etki eden hatun

Yasama: Devletin yasa (kanun) yapma, değiştirme ve yürürlükten kaldırma yetkisidir.

Yargı: Egemenlik veya devlet adına hukuku yorumlayan ve ona başvuran mahkemeler düzenidir.

Yargıtay: Adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların son inceleme yeridir.

Yürütme: Yasaları uygulama işi.

Zümre: Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup.

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf 7. Ünite Kavramlar Sözlüğü

Avaz: Ses.

Diplomasi: Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi.

Dış Politika: Bir devletin başka devletlerle veya uluslararası kuruluşlarla ilişkileri.

Dış Ticaret: Ülke dışı ile yapılan ticaret.

Dış Ticaret Açığı: İthalata verilen paranın ihracattan elde edilen paradan fazla olması durumunda ortaya çıkan fark

Döviz: Farklı ülkenin paralarına toptan verilen isimdir.

İç ticaret: Ülke içinde yapılan ticaret.

İhracat: Bir malın yabancı ülkelere döviz karşılığı yapılan satışıdır.

İlke: Kelime anlamıyla temel düşünce, temel inanç, prensip demektir.

İthalat: Yurt dışında üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınmasıdır.

Jeopolitik: İçinde bulunduğu coğrafyanın ve onun yanı sıra ekonominin, nüfusun vb. bir devletin siyasası üzerindeki etkisi.

Mütekabiliyet: Karşılıklılık.

Politika: Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı.

Popüler Kültür: Belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel ögelerin bütünüdür.

Sulh: Barış.

TİKA: Türkiye’nin yurt dışındaki dış yardımlarını yapan, organize eden kurumdur. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı

TRT Avaz: Türk ve Türk soylu halklar ile kardeş topluluklara yönelik özel içerikli programlar yapan televizyon kanalı.

Türk Keneşi: Türk dili konuşan ülkeler arasında iş birliği yapmak, bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunmak, üye ülkeler arasındaki ortak tarih, kültür, kimlik ve Türk dili konuşan halkların dayanışma sağlamak amacı ile kurulan kuruluş. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi

Türksoy: Türk dil ailesine ait dilleri konuşan Türk nüfusuna sahip ülkeler ve topluluklar arası uluslararası kültür örgütüdür. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı

 

 

 

Sosyal Bilgiler 6. Sınıf Sözlüğü yazısı ilk önce Sosyal Bilgiler üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-6-sinif-sozlugu.html/feed 0
Sosyal Bilgiler Sözlüğü https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-sozlugu.html https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-sozlugu.html#respond Thu, 31 Dec 2020 09:54:10 +0000 https://www.sosyalbilgiler.biz/?p=6770 A Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara denir Açık Piyasa İşlemi: Merkez Bankası’nın para değerinde kararlılık sağlamak amacı ile giriştiği piyasa işlemleridir. Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Adaptasyon: Organizma ile çevre arasındaki etkileşim sürecine denir. Ağıl :  Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. […]

Sosyal Bilgiler Sözlüğü yazısı ilk önce Sosyal Bilgiler üzerinde ortaya çıktı.

]]>
A

Açık Havza Sularını denize ulaştırabilen havzalara denir

Açık Piyasa İşlemi: Merkez Bankası’nın para değerinde kararlılık sağlamak amacı ile giriştiği piyasa işlemleridir.

Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır.

Adaptasyon: Organizma ile çevre arasındaki etkileşim sürecine denir.

Ağıl :  Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir.

Akarsu : Belirli bir kaynaktan doğan, yağmur ve kar suları ile beslenen ve arazinin eğimine göre akıp giden sulara akarsu denir.

Akarsu Akımı (Debisi) : Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir

Akarsu Rejimi : Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir.

Alizeler : 30° enlemlerinden  Ekvator’a  doğru esen rüzgarlardır. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketi nedeniyle sapmaya uğrayarak, Kuzey Yarım Küre’de kuzeydoğudan, Güney Yarım Küre’de güneydoğudan eserler. En düzenli ve sürekli esen rüzgarlardır.

Altimetre :  Madeni barometrelerin bir çeşididir. Yükseldikçe basıncın azalması kuralına dayanılarak, yüksekliklerin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır.

Ana yön : Güneşin doğduğu taraf doğuyu, battığı taraf batıyı gösterir. Bunları dik kesen yönler, kuzeyi ve güneyi gösterir. Bunlara ana yönler denir.

Andezit :  Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir.

Anemometre (rüzgar ölçer) : Rüzgarın hızını ölçmeden kullanılan alet.

Aneroid  Barometre :  Madeni barometredir. Cıvalı barometrelerin kullanım alanının sınırlı olması ve taşıma zorluğu nedeniyle geliştirilmiştir.

Aphel :  Günöte.

Araziden Yararlanma Haritaları : Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir.

Arbitraj: Kısa dönemli fonların yatırıldığı alandan alınıp başka bir alana kaydırılmasıdır.

 

Artezyen :  Basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır.

Atmosfer : Dünya’yı çepeçevre saran gaz örtüsüne atmosfer denir.

Atmosfer Basıncı : Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı basınca atmosfer basıncı denir.

Atıl Para: Para piyasasının dışına çıkarak kullanılmayan paradır.

Ay’ın evreleri : Ay Güneş’ten aldığı ışınları yansıttığından ve Dünya’nın etrafındaki hareketinden dolayı farklı şekillerde görülmektedir. Ay’ın değişik şekillerde görülmesine Ay’ın evreleri denir.

Aysberg (Buz dağı) : Buzullardan kopup, denize kadar ulaşan kalın buzul parçaları deniz içinde ilerlemeye devam eder. Yüzlerce metre kalınlıkta ve kilometrelerce uzunluktaki bu buz dağlarına aysberg denir.

Ay tutulması : Dünya, Güneş ile Ay arasına girerek, Ay’ın bütününü veya bir bölümünü gölgelerse ay tutulması meydana gelir.

B

Bağıl Nem:Havanın içerisinde bulunan nem miktarının, havanın kapasitesine oranıdır.

Bağımsızlık: Kendi kararlarını verebilen, özgür düşünebilen ve herhangi bir yere herhangi bir kişiye bağlı olmama durumu.

Bakı: Türkiye’de dağların güneşe bakan yüzü yani aydınlık olan tarafıdır yani ülkemizde güney taraf.

Balbal: Eski Türklerde ölen bir kişinin sağlığında öldürdüğü insan sayısı kadar mezarının üzerine dikilen taş veya ağaçtan yapılmış insan şeklindeki heykeller.

Barış: İnsanların birbirlerinden çıkar sağlamadığı, birbirleriyle herhangi bir türden savaşmadığı durum.

Batınilik: Hadislerin açıkça anlaşılan anlamı dışında herkes tarafından anlaşılmayan anlamlarının da bulunduğunu ileri süren ekol.

Bayındırlık: Gelişmesi için, hayat şartlarına uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılan yerdir.

Beceri: Öğrencilerin öğrenme süreci içerisinde kazanılması, geliştirilmesi ve yaşama aktarılması tasarlanan kabiliyetler, bilgi, gerektiren ve performans içeren karmaşık bir eylemdir.

Bedesten:Kapalı çarşı demektir.

Belge: Kağıt, parşöment, papirus, sesli ve görüntülü materyaller, dataların kayıtlı olduğu vcd, dvd, hard disk vs. bunlardan sayılabilir. Bir harita, kitap, eski para, pul, kaset, disk bir belgenin parçası olabilir. Kısacası Üzerinde her türlü bilginin kayıtlı olduğu nesne ya da maddeler.

Belde: Köyden büyük ve ilçelerden küçük, kasaba da denilen yönetim birimidir.

Belediye: Üyeleri halk tarafından seçilen ve il ilçelerde denetleme ve bulunduğu yerin düzenini sağlayan idari birim.

Berat: Osmanlı’ da bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösteren belge.

Bilanço: Bir şirketin dönemsel faaliyetleri sonucu, dönem sonunda hazırladıkları (örnek: 31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık) ve yayınladıkları tablolardır. Şirketin portresini çizen bu tablolar muhasebe dilinde “t tablosu” olarak adlandırılır.

Bilgi: İnsan aklının erebileceği, olgu, gerçek, ilkeler bütünüdür.

Bilim: Evren üzerinde her şeyin incelenmesi sonucu ortaya çıkar.

Birun:Osmanlı devletinde yönetici kadronun bulunduğu devletin resmi işlerinin görüşüldüğü kısımdır.

Birlik: Her türlü dayanışma içinde olunan gruptur.

Bodun: Türklerde boyların bir araya gelmesiyle oluşan boylar birliği.

Bora: Yugoslavya’nın iç kesimlerinden Adriyatik Denizi kıyılarına esen soğuk rüzgarlardır.

Borsa: Sermaye Borsaları, menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Bir piyasadır, çünkü menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Kurumsaldır kendine özgü kuralları ve standartları vardır.

Borsaya Kote Olmak: Borsanın izniyle halka arz edilecek hisse senetlerinin, borsaya kaydedilmesidir. Kote ettirilmemiş senetlerin ticareti olanaklı değildir. Kote olmuş senet, ilgili borsada tanındığını ve alım/satımının yapılmasına izin verildiği anlamına gelir.

Bostancı Ocağı: Padişaha ait bağı bahçeyi düzeltmekle görevli birimdir.

Boş Zaman: Günlük yaşamımızda yapmamız gerekeni yaptıktan sonra kalan zaman dilimidir.

Boy: Urugların birleşmesiyle oluşan yapı.

Boylam: Meridyen ve boylam aynı anlamda kullanılır. Fakat meridyen çizgi adı, boylam ise çizginin başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.

Bozkır: Yarı kurak ve kurak bölgelerde, ilkbahar yağmurlarıyla yeşerip yazın sararan  ot ve çalılıklardan oluşan bitki örtüsü.

Bolşevizm: 1917 devrimini gerçekleştiren lenin ve arkadaşlarının marksizm görüşlerinden yola çıkarak oluşturdukları anlayış.

Bölge: Özellikleri bakımından çevresiyle farklılık gösteren kendi alanında benzer yanları olan birimdir.

Böz: Uygurlarda ödeme aracı olarak kullanılan mühürlenmiş kumaş.

Bütçe: Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin tümüdür

Büyüme: Ülke ekonomisinde işgücünün çoğalması, üretim araçları ve GSMH’nin artması vb. genel verilerin yükselmesidir.

Butlan: Hukukun aradığı şartları eksiksiz yapmak, hukuka rağmen, zorlayarak iş yaptırmak.

Bucak:İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri.

Buzul Gölleri: Buzullaşma döneminde buzulların aşındırmasıyla oluşan çanaklardaki göllerdir.

      

C-Ç

       Cari Kur: Gerçek kur. Döviz piyasasında günlük olarak döviz alım, satım işlemleriyle oluşur.

Ceza: Suç eylemini gerçekleştiren kişinin özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır.

Coğrafi Konum: Dünya üzerinde herhangi bir bölgenin bulunduğu yere o bölgenin coğrafi konumu denir.

Coğrafya: Yer bilimidir.

Cizye: Müslüman olmayıp ve askerlik görevlerini yerine getirmeyenlerden alınan baş vergisidir.

Çay: Derelerin birleşmesiyle oluşan akarsulara çay denir.

Çekirdek : Dünya’nın yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümüdür.

Çığ : Büyük kar yığınlarının yamaç boyunca hareket etmesine çığ denir.

Çiy : Havanın açık ve durgun olduğu gecelerde, havadaki su buharının soğuk cisimler üzerinde su damlacıkları biçiminde yoğunlaşmasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında görülür.

Çizgi (grafik) Ölçek : Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür. Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)’nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

Çizgisel Hız : Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator’da en fazladır, kutuplara doğru azalır.

Çökme Dolini : Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek çökmesi ile oluşan karstik şekillerdir. Çökme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yamaçlarının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca ayırtedilirler.

 

D

Dağ : Çevresine göre yüksek olan inişli çıkışlı yer şekilleridir.

Dağ Oluşumu : Orojenez.

Dalgalar : Rüzgarlar nedeniyle deniz yüzeyi pürüzlenir ve sürekli biçim değiştirir. Deniz yüzeyinin salınım hareketine dalgalanma deniz yüzeyinde beliren pürüze dalga denir.

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

Debi :Akarsu Akımı.

Delta : Akarsuların denize ulaştıkları yerlerde taşıdıkları maddeleri biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyal ovalardır.

Deniz : Okyanusların kıta içlerine doğru uzanan kollarına deniz denir. Denizler okyanuslarla bağlantılarına göre ikiye ayrılır.

Deflasyon:  Enflasyonun tersi. Genel fiyat düzeyleri düşerken ulusal gelir, üretim ve istihdamın da düşmesidir.

DEVLET: Belli bir ülke üzerinde yerleşmiş, zorlayıcı yetkiye sahip bir üstün iktidar tarafından yönetilen bir insan topluluğunun meydana getirdiği siyasal kuruluştur.

Dil: Düşüncelerin sözlü ya da yazılı ifade ediliş biçimidir.

Din:  İnsanların inanış biçimine denir.

 

 Dış Borçlanma: Ülkenin kaynaklarına ek bir kaynak sağlamak, döviz olarak yeni ödeme gücü elde etmek gibi amaçlarla ülke dışındaki yabancı hükümet ya da finans kuruluşlarından karşılıklı ya da karşılıksız geri ödemeli kaynak bulunmasıdır.

Dış Denge: Bir ekonominin dışalım ve dışsatım sonucunda ödemeler bilançosunun açık verip vermemesidir.

Direnç noktası: Borsada, belli bir süreç içinde sürekli bir fiyat artışının yoğun satışlar sonucu durdurulduğu fiyat seviyesini ifade eder.

       Döviz: Ulusal para dışındaki tüm yabancı paralar ve bu para cinsinden değer taşıyan menkul değerlere verilen isimdir.

Döviz Borsası: Döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin karşılaştıkları, ulusal paraların birbirlerine çevrildikleri standartlaştırılmış piyasalar.

       Döviz Kuru: Yabancı paraların ulusal para cinsinden fiyatıdır.

Döviz Tevdiat Hesabı: Yurtiçi ve yurtdışında yerlesik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.

Dünya Bankası: Bretton-Woods Sistemi’nin ortaya çıkardığı Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’dır. Azgelişmiş ülkelerin kalkınması amacıyla borç para vermek ve sermaye yatırımlarını kolaylaştırmak için kurulmuştur.

      

E

 

Ekliptik: Dünya’nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.

Ekonomi Haritaları : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

Eksosfer (Jeokronyum) : Atmosferin en üst tabakasıdır.

Enflasyon: Günlük deyimde “genel fiyat seviyesindeki yükselme eğilimi” olarak bilinir, ekonomide eğilimin nasıl hesaplanacağı yönünde tartışılmaktadır. Enflasyon, talep, maliyet, ılımlı ve hiper olarak dörde ayrılabilir.

Enlem : Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator’a uzaklığının açısal değeridir.

Epirojenez : Karaların toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir.

Erozyon : Toprak örtüsünün, akarsuların, rüzgarların ve buzulların etkisiyle süpürülmesine erozyon denir.

Erime Dolini : Kalker yüzeyler üzerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir.

Eş Aralık : İzohips Aralığı.

Eş yükselti Eğrisi : İzohips Eğrisi.

Etezien : Balkan Yarımadası’ndan Kuzey Ege kıyılarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

 

F

 

Falez (Yalıyar) : Dalgalar aşındırma yaparken önce çarptıkları kıyı boyunca bir çentik açar. Buna dalga oyuğu denir. Dalga oyukları derinleştikçe üzerindeki kütleler kopar ve düşer. Böylece kıyı boyunca diklikler oluşur. Bu dikliklere falez ya da yalıyar adı verilir. Türkiye’de, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında güzel falez örnekleri görülmektedir.

Faiz: Ödünç alınan belirli bir fonun kullanma bedelidir.

 

Fay : Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir.

Fay açısı : Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.

Fay aynası : Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir., cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir

Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Fiziki Haritalar : Yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır. Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

G

 

 

Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH): Bir ulusal ekonomide belirli bir dönem içinde (genellikle bir takvim yılında), Galaksi : Yıldız kümesine galaksi denir.

Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.

Geçit : Dağlık yerlerin ulaşıma imkan veren bölümlerine geçit denir.

Gel – Git : Ay’ın ve Güneş’in çekim gücünün etkisiyle Dünya’daki su kütlelerinin alçalması ve yükselmesi olayıdır. Ancak Ay, Dünya’ya en yakın gök cismi olduğundan gel git olayında daha etkilidir. Bir yerdeki gel-git, gün içinde 2 kabarma 2 çekilme biçiminde 6 saatte bir gerçekleşir. Bu seviye değişmelerinde her gün bir önceki güne göre 50 dakikalık bir gecikme olur. Çünkü ay, Dünya’nın çevresindeki dönüşünü 24 saat 50 dakikada tamamlamaktadır.

Gezegen : Güneş etrafında dönen büyük gök cisimlerine gezegen denir.

Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Göçler : Nüfusun geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesidir. Eğer değiştirilen yer ülke içinde olursa buna iç göç denir. Göçler, hızlı nüfus artışının doğal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

Göktaşı : Yeryüzüne düşen meteor veya parçalarına göktaşı adı verilir.

Göl : Karalar üzerindeki çukur alanlarda birikmiş ve belirli bir akıntısı olmayan durgun su kütlelerine göl denir. Göller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. Göllerin yan yana bulundukları bölgelere göller yöresi denir.

Grafik Ölçek : Çizgi ölçek.

Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

Günberi (Perihel) : Dünya’nın, Güneş’e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak’ta gelir.

Güneş Enerjisi : Güneş’in yapısındaki hidrojen atomlarının helyuma dönüşmesi sırasında, enerji açığa çıkar. Buna güneş enerjisi denir.

Güneş Tutulması : Ay, Dünya ile Güneş arasına girdiğinde Dünya’nın bazı yerleri güneş ışığı alamaz. Bu duruma Güneş tutulması denir.

Günöte (Aphel) : Dünya’nın, Güneş’ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz’da gelir.

H

Harita : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.

Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

Harita Ölçeği : Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.

Heyelan : Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da düşmesine toprak kayması ve göçmesi denir. Ülkemizde bu olayların tümüne birden heyelan adı verilir. Yerçekimi, yamaç zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.

Hidrografya Haritaları : Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

Hidroloji : Suyun özelliklerini inceleyen bilim dalına hidroloji denir.

Hipsografik Eğri : Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.üretilen mal ve hizmet değerlerinin toplamıdır.

 

I-İ

IMF (Uluslararası Para Fonu): Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür.

Irmak : Çayların birleşmesiyle oluşan akarsulara ırmak denir.

Işıma : Yeryüzü kazandığı enerjinin bir bölümünü atmosfere geri verir. Buna yer ışıması denir. Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı saatlerde (gece) ve güneş ışınlarının yere değme açılarının küçüldüğü aylarda yer ışıması artar.

 İç Borçlar: Hükümetin ülke sınırları içinde kişi ve kurumlara ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın iktisadi niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el değiştirmesidir.

İç Deniz : Okyanuslara boğazlar aracılığıyla bağlanan kara içlerine sokulmuş denizlere denir.(Örnek : Akdeniz, Kızıldeniz,Karadeniz, Marmara Denizi)

İklim : Geniş bir bölge içinde ve uzun yıllar boyunca değişmeyen ortalama hava koşullarına iklim denir.

İkta: Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkana hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi.

İktisat: Ekonomi bilimidir.

İktidar:Bir ülkedeki siyasi partilerden seçim sonucu ülke yönetimini eline geçirmiş siyasi parti.

İlçe: İllerin içerisinde en büyük yerleşim yerlerinin sınırlandırılarak yönetim bölgelerine ayrılması.

İletişim: Karşısındaki kişiyle anlaşabilmek için kullanılan sözsel veya jest mimik hareketleri.

İlmiye: Toplumsal düzeni sağlamak için oluşturulan eğitimli sınıftır. Kadı, kazasker vs. bu gruba girer.

İmaret: Yoksullara yiyecek dağıtmak için kurulan hayır kurumları.

İndirgenmiş Sıcaklık :Yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisinin kaldırılarak oluşturulması esasına dayanır.

İntihar: Sonucunun ölümle sonlandığı eylemdir..

İnklap:Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme.

İthalat: Başka bir ülkenin üretmiş olduğu malın satın alınmasıdır.

İskan:Bir yeri ele geçirdikten sonra kendi kültürünü o bölgeye yaymak amaçlı yapılan yerleştirme işidir.

K

 

Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

Kamu Gelirleri: Devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla vergi, harç, resim, para cezaları, mülk-teşebbüs gelirleri, borçlanmalar, yardım-bağış, devalüasyondan doğan fark gibi gelirlerden oluşur.

Kamu Giderleri: Geniş anlamda, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının bütçe ödemeleri ile Kamu İktisadi Teşebbüsler (KİT), sosyal sigorta ödemeleri, vergi muaflık ve istisnaları ve özel kişilere yapılan teşvikleri içerir.

Kambiyo: Para ya da para yerine geçen belgelerin değiştirilmelerine özgü olan işlemlerdir. Para alım ve satımı ile ilgili işlemleri kapsar.

Kapalı Havza : Sularını denize ulaştıramayan havzalara kapalı havza denir.

Kapitalizasyon: Herhangi bir işletmenin birikmis yedek akçe ve karının sermaye artırımında kullanılmasına denir.

Kar: Toplam hasılattan toplam maliyetin düsmesi ile elde edilen değerdir

Kâr Transferi: Türkiye’de yatırım yapmış olan yabancıların söz konusu yatırımlardan elde ettikleri gelirlerin yurtdışındaki şirketlerine aktarmasıdır.

Kara para: Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.

Karayel : Türkiye’ye kuzeybatıdan esen soğuk rüzgarlardır. Kışın kar yağışlarına, yazın sağanak yağışlara neden olur.

Karstik Göller : Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde oluşan göllerdir.

Kaynak : Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

 Kayıt Dışı Ekonomi: Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi, gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır.

Konsolidasyon: Uluslararası borç işlemlerinde bankaların ya da direkt olarak borçlu olan ülkenin, vadesi gelen bir borcun daha uzun süreli bir vadeye uzatılması işlemidir.

Konvertibilite: Ulusal paranın, dış ticaret gereksinimlerinin karşılanmasında, resmi bir rakamın ya da yasanın iznine gerek kalmaksızın bir başka bir ulusal paraya dönüştürülmesi ve uluslararası mübadele aracı olarak kulanılabilmesidir.

Kumsal : Kıyılarda dalga ve akıntıların taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan alanlara kumsal denir. Girintili-çıkıntılı bir kıyıda dalgalar, denize çıkıntı yapan dik burunlarda aşındırma, buradan kopardıkları maddeleri koy içlerine taşıyarak kumsalların oluşmasını sağlar.

Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

Kumullar : Rüzgarların taşıdığı kumların çökelmesiyle kumullar oluşur. Gevşek yapıya sahip olan kumullar sürekli yer değiştirmektedirler. Orta Asya çöllerinde oluşan hilal biçimli kumullara ise barkan adı verilir.

Kuraklık Sınırı : Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.

Kuyu suları : Kuyular açılarak yeraltından çıkarılan sulara kuyu suları denir.

Kredi: Belirli miktardaki satın alma gücünün, belirli bir süre için ve geri verilmek üzere bir bedel (genellikle faiz) karşılığı gerçek ya da tüzelkişilere verilmesidir.

Kurucu Hisse Senedi: Kurucu hisse senetleri, şirket kurucularına ya da şirket açısından önem arz eden şahıslara genellikle bedelsiz olarak verilen, oy hakkından yoksun ve sadece temettü hakkı olan bir “adi senet”.

Kurumsal Yatırımcı: Bireysel yatırımlardan farklı olarak yatırım fonları, yatırım ortaklıkları, sigorta şirketleri, sosyal güvenlik kuruluşları, özel emeklilik fonları, vakıflar, sendikalar ve benzeri kurumlarca yapılan yatırımlardır.

L

 

Lapya: Kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır

Lav: Volkanlardan çıkarak yeryüzüne kadar ulaşan eriyik haldeki malzemeye lav denir.

Lejant : Harita Anahtarı.

Litosfer : Taşküre.

Liman:  Gemilerin denizlerde kıyıya yanaşarak durması.

Lot: Borsada 1.000 adet hisse senedi bir araya gelerek de birer lotu oluşturur. Böylece 1 lot senet miktarı, şirketin 1.000.000 liralık sermayesini temsil etmektedir ve İMKB’de işlemlere konu birimi teşkil etmektedir.

 

 

M

Maar: Volkanik arazilerde gazların basıncı ile üstteki kütlenin patlaması sonucu oluşan çukurluklardır.

Maden: İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi, tabiat.

Maden Rezervi: Madenlerin yer altında bulunan toplam miktarı ya da yedek miktarıdır.

Magna Charta: Hükümdarın yetkilerinin ilk kez sınırlandığı anlaşmadır. Magna Carta İngiltere’de parlamentarizmin doğuşunda temel adımlardan birisidir.

Mağara: Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yer altına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklara mağara denir

Mağma: Yer kabuğunun altında bulunan sıcak ve sıvı katmana mağma denir.

Mahkeme: Yasalara uymayan kişilerin cezalandırılma işleminin yapıldığı alandır.

Maki: Sert yapraklı, kuraklığa dayanıklı, her mevsim yeşil, bodur ağaçlardan oluşan bitki topluluğuna denir.

Matbaa: Kitap, dergi gibi yayınların seri üretimi.

Matematik Konum: Bir yerin başlangıç paraleli ve başlangıç meridyenine göre konumuna denir.

Medrese: Bugün ki anlamıyla üniversite düzeyinde eğitim veren kurumdur.

Medya Okuryazarlığı: Yazılı ve yazılı olmayan kaynaklara ulaşıp bunları anlayabilme, değerlendirebilme yeteneği.

Mekan: Çevrede özel bir yer belirtmedir.

Melik: Selçuklularda hükümdarın erkek çocuklarına verilen ad.

Menderes: Akarsu yataklarında eğimin azaldığı kesimlerde oluşan kıvrımlardır.

Mera Hayvancılığı: Mera hayvanların otlatıldığı yer anlamındadır. Bu yerlerde yapılan hayvancılık faaliyetleridir.

Meridyen: Kutup noktalarını birleştiren ve paralelleri dik kesen yarım çemberlere denir.

Mevsim: Mevsim yaklaşık üçer aylık sürelerden oluşan bölümlerdir.

Mevzu Hukuk: Bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan hukuk kurallarından sadece yazılı olanlara verilen addır.

Mihrap: Cami, mescit vb. yerlerde Kabe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer.

Milat: Hz. İsa’nın doğduğu gün.

Millet: Aynı toprak üzerinde yaşayan, aralarında dil, din, ırk biliği olan topluluk.

Milletvekili: Seçimlerle göreve gelen ve kendisini seçen toplumun isteklerini gündeme getirip bunları çözüme kavuşturmayı hedefleyen kişiler.

Milli Egemenlik: Bir ülkede yönetimin ulusun kendi elinde olması.

Milli Kültür: Her devletin kendine has maddi, manevi öğelerini kapsayan bütünüdür.

Milli Mücadele: Ulusun ayakta kalabilmesi için düzenlediği faaliyet.

Minber: Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.

Minyatür:  Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı

Miri Arazi: Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır.

Misak-ı Milli: 1920 de Erzurum ve Sivas kongrelerinde kabul edilen milli sınırlar.

Muhtesip: Pazarlarda fiyatların denetlenmesini ve malların kalitesini kontrol eden görevli.

Mukataa: Geliri doğrudan hazineye aktarılan topraklardır.

Mutlak Monarşi: Bir siyasi yapı içerisinde sadece tek kişinin ülkeyi yönetmesi, yönetime tek başına karar vermesidir.

Mutlak Nem: Havanın içerisinde bulunan nem miktarıdır.

Müstevfi: Devletin gelir gider hesaplarına bakan (divan-ı istifa) başkanı.

 

N

Naip: Küçük yaştaki hükümdarlara vekâlet eden, birinin yerine vekil olarak geçen.

Nazır: Osmanlılarda bakan.

Nom: Eski Mısırda yerleşim yeri. Kent, şehir

 

O-Ö

Oligarşi: Siyasal iktidarın birkaç kişilik küçük bir grubun, bir ailenin veya sosyal bir sınıfın elinde bulunduğu yönetim şekli

Osmanlıcılık: Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde yaşayan herkesi din, ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin “Osmanlı” sayma düşüncesi

Öşür: İslam devletlerinde Müslümanlardan alınan toprak vergisi

Özerklik: Bir topluluğun kendisini bazı koşullar altında idare etme hakkı. Genelde ana devlete bağlı fakat kendi kurallarını da uygulayabilme özelliği.

 

P

Pangermanizm: Bütün Germen kavimlerini birleştirme politikası.

Panislamizm: Tüm Müslümanları birleştirme düşüncesi

Panslavizm: Tüm Slavları birleştirme düşüncesi

Pantürkizm: Bütün Türkleri birleştirme düşüncesi

Papa: Katolik Hıristiyanların dini lideri

Papirüs: Eski Mısırda kamıştan yapılan bir tür kâğıt

Para: Mal ve hizmetlerin değişim aracı.

Para Arzı: Para stoku anlamında da kullanılır. Belirli bir anda ekonomide dolanımda bulunan ve para olarak kullanılan araçların toplamıdır.

Para Piyasası: Kısa vadeli fon (kredi) arz ve talebinin karşılaştığı, genellikle merkez bankaları tarafından yönlendirilen piyasalardır.

Para Politikası: Bir ülke ekonomisindeki para arz hacmini değiştirmeye yönelik politikalar bütünüdür. Uygulama yöntemleri arasında Merkez Bankası’nın senetleri nakite çevirdiği açık piyasa müdahalesi, banka işlemleri ve kredi tavanının değiştirilmesi sayılabilir.

Polis: Eski Yunanda kent devletlerine verilen isim.

Portföy: Bir yatırımcının sahip olduğu menkul kıymetlerin tümüne verilen addır.

Protokol: Diplomatik işlerde ve devletlerarası ilişkilerde uygulanan kurallar

 

R      

 

Reel Sektör (Reel Kesim): Ulusal ekonomide tarım, sanayi ve hizmetler ana sektörlerinde üretici ve tüketici konumundaki bireylerin tümünü temsil eden kesimdir. Bu kesimin gerçekleştirdiği tasarruflar finansal kesim tarafından toplanır ve tekrar reel kesime kullandırılır.

Reform: Bir kurumun işleyişini düzeltmek amacıyla getirilen köklü değişiklik

Risk: İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığıdır.

Rönesans: Yeniden doğuş. XVI. yüzyılda İtalyada başlayan, Yunan ve Roma sanatına dönüş hareketi. Bilim Edebiyat, resim ve müzik gibi anlamlarda gelişme ve yenilik yapma

Repo: Bir menkul kıymetin işlem başlangıç valöründe satılıp bitiş valöründe geri alınmasını ifade eder. Repo yapan taraf parayı kullanan taraftır. Açılımı “geri alım vaadiyle satış”tır.

Resmi Tanıma: İki devletin birbirleriyle yazılı ve diplomatik ilişki kurması

Revelüasyon: Bir ülke parasının diğer ülkelerinin paraları karşısında değer kazanması sürecidir.

Rezerv para: Uluslararası mali kuruluşlar ile hükümetlerin ellerinde bulundurdukları altın ve dövize verilen addır.

 

S-Ş

Sabit Döviz: Belirli bir ülkenin ulusal parasının, belli bir parite üzerinden konvertibl (Konvertibilte) bir dövize bağlanarak değerinin ayarlanmasıdır.

Seferberlik: Bir ülkedeki silahlı kuvvetlerin, savaştan barışa geçmeleri için yapılan hazırlık

Siyasal Birlik: Bir ülkede birden fazla siyasi güç odağı varsa siyasal birlik yoktur. Bu güçlerden biri diğerini egemenliği altına alırsa, siyasal parçalanmışlık yerini siyasal birliğe bırakır.

Siyasal Parti: Bir toplumda siyasal iktidarı ele geçirmek amacıyla kurulan örgüt.

Siyasi Olay: Devletlerarasındaki ilişkiler. Bu ilişkiler barışçı yoldan olabileceği gibi savaş yoluyla da gerçekleşebilir. Devletlerarasındaki ilişkilerin barışçı yoldan gerçekleşebilmesi için öncelikle devletlerin birbirlerini tanımaları gereklidir. Savaşlar, antlaşmalar, güç birlikleri gibi kavramlar siyasal olaylardır

Skolâstik Düşünce: Ortaçağ boyunca Katolik kilisesinin egemenliği altında olan, bilime kapalı dine dayalı düşünce. Bu düşünce Rönesans hareketleri ve Hümanizmle sona erdi.

Sosyalizm: Üretim araçlarının kişilerde olmadığı üretim ve bölüşüm araçlarının kamuoyu ya da devlete ait olduğu siyasal sistem.

Sömürgecilik: Bir devletin bir başka ülkeyi işgal ederek yönetmesi ve işgal ettiği ülkenin zenginlik kaynaklarını kendi yararına kullanması. Klasik anlamda XV. ve XVI. yüzyılda Coğrafi Keşiflerle deniz aşırı yerleri keşfederek başlattıkları hareket.(İlkçağda Kolonizasyon)

Stratejik: Elinde bulundurana büyük ayrıcalıklar ve üstünlükler sağlayan yer ya da bölge

Şeriat: Temeli dine dayanan yasalar anlamındadır.

 

 

T

Tampon Devlet: Devletlerin güvenliklerini sağlamak amacıyla oluşturdukları ara bölge

Tanıma: Bir devletin varlığını başka devletlerin de kabul etmesi. Tanımadan sonra devletlerarasında siyasal ilişkiler kurulur.

Tarikat: Aynı dinin içine, tasavvufa dayanan ve kimi ilkelerle birbirinden ayrılan Tanrıya ulaşma yollarından her biri.

Tasavvuf: İslamiyette din gerçeğine akıl ve mantıkla değil, sezgi ile gönül yolundan varmayı, esas tutan düşünce sistemi.

Tekfur: Anadoludaki Bizans valisi ve beylerine verilen unvan

Teokrasi: Bir devletin, yapılanması, yönetimi özellikle hukuk kurallarının din esaslarına dayandırılması.

Tersane: Gemi yapılan yer

Töre: Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş kuralların, gelenek ve göreneklerin, ortak alışkanlıkların, tutulan yolların tümü. Orta Asya Türk devletlerinde yazısız hukuk kuralları.

Tümülüs: Bir yerleşim yerinin veya mezarın toprakla örtülmüş halidir.

 

U-Ü

Uç Beyi: Sınır komutanı

Ulema: Alimler, bilgi sahibi olanlar. Osmanlılarda bir sınıf olarak belirlenmişti.

Ulusal İrade: Bir ulusun bir işin nasıl yapıldığı gerektiği yolunda açığa vurduğu karar. Ulusal irade ancak egemenliğin ulusun tümüne ait olduğu devlet sisteminde belirlenebilir. Ulusal iradenin somutlandığı yer parlamentodur.

Üs: Harekâtın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, teçhizatın toplandığı ve dağıtıldığı yer.

 

 

V

Vadeli işlem sözleşmesi: Sözleşmenin taraflarını belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan standartlastırılmış miktardaki bir mali veya kıymeti alma veya satma yükümlülüğüne sokan sözleşmedir.

Vakanüvüs: Osmanlı Devletinde resmi tarih yazarı

Vakıf: Bir kişi veya devlet tarafından, resmi nitelikteki şartlara uyularak, hayır amaçlı bir hizmetin gelecekte de yapılabilmesi için ayrılan mülk veya para.

Valör: Kredi ya da mevduat için bankaca faizin işletilmeye başlandığı tarihe denir.

Vasi: Vekil olma, vekil olarak atanma

Vassal: Büyük bir derebeyine yemin ederek bağlanan derebeyi; birine bağlanan, tabi olan kişi.

Veliaht: Hükümdarlardan sonra yerine geçecek kimse

Voyvoda: Eflak ve Boğdan beylerine verilen unvan.

 

Y

 

Yabgu: Eski Türklerde kağandan sonra gelen üst düzeydeki yönetici. Türklerde ikinci derecedeki hükümdarların unvanı. Kağanın kardeşi

Yağış : Havadaki nemin doyma noktasını aşıp, su damlacıkları, buz kristalleri veya buz parçacıkları şeklinde yoğunlaşmasına yağış denir.

Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

Yanardağ : Mağmadan gelen ve yer kabuğundaki çatlaklardan püsküren lavların yığılması sonucunda o bölgede dağlar oluşur. Bunlara yanardağ ya da volkan adı verilir.

Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki düzlük arasında bulunan sert kütleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yamaçları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı bölümlerinde görülür.

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir. Yatırım: Belli bir getiri sağlamak amacıyla, belirli vadelerde birikimlerin yatırım araçlarına bağlanmasıdır.Yatırımcı yaptığı yatırımın maliyetini üstlenir

Yatırım danışmanlığı: Müşterilere sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.

Yatırım fonları: Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla belge sahipleri hesabına, oluşturulan portföyü işletmek amacıyla kurulan malvarlığıdır.

Yatırım ortaklıkları: Sermaye piyasası araçları ile altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.

Yerel Saat : Bir noktada Güneş’in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır.

Yıldız : Türkiye’ye kuzeyden esen soğuk rüzgarlardır. Karadeniz kıyılarına yağış bırakırlar. Kar yağışına neden olurlar. Karayel ile karışık estiğinde kar fırtınaları görülür.

Yıldız : Güneş gibi, kendiliğinden ısı ve ışık veren gök cisimlerine yıldız adı verilir.

Yoğunlaşma : Atmosferdeki su buharının gaz halden sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın temel nedeni sıcaklığın düşmesidir.

Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.

Yörük: Yarı yerleşik Türk toplulukları

Yörünge Düzlemi :  Ekliptik.

Z

 Zaptiye: Osmanlı Devletinde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askeri polis kuruluşu.

Zaviye: Küçük tekke, ibadethane.

Sosyal Bilgiler Sözlüğü yazısı ilk önce Sosyal Bilgiler üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.sosyalbilgiler.biz/sosyal-bilgiler-sozlugu.html/feed 0